Hayatımı Yazsam Roman Olur Sözünün İroniliği
"Hayatımı yazsam roman olur!" sözlerini çok duymuşsunuzdur. Aslında baktığımızda hepimizin hayatı bir romandır. Yazarı ise biz.
Günlük yazmayı, program yapmayı falan da bu sebeple çok önerirler zaten. Ne yaptığını, zamanını neye harcadığını gör.
Hani "hiç zamanım yok!" diyoruz ya, sadece bir hafta her gün her saat ne yaptığımızı yazsak o 24 saatin bize nasıl yetmediğini çok net görmüş oluruz.
Konumuza dönüp daha geniş bir şekilde baktığımızda yaşadığımız dünyaya kadar her şeyi bir kitap olarak görebiliriz. Yazarı zaten belli. Evrenin oluşumundan itibaren kitabın başladığını düşünün. Çağları da cildi olsun. Serinin içinde bir kitaptasın. Küçük yazılı, kalın bir kitap. Sen o kitabın içinde sadece bir kez adı geçen, belki adı bile geçmeyen bir karaktersin. Silüet.
Nokta kadar değerin yok derler ya o hesap işte. Nokta kadar değerin yok olduğun kitapta. Yaşadığın dünyada. Nefes aldığın coğrafyada. Doğduğun ilde bile.
Ya da kendini bir filmin içinde hayal et. Hadi biraz daha küçültelim şu an yaşadığımız yıla gelelim. Sen yönetmenin seçtiği bir oyuncusun. Herkesin izleyeceği bir filmde oynuyorsun. Öne çıkmak için çabalamaz mıydın? Dikkat çekmek istemez miydin? Sen de ordaydın. Bunu birilerinin görmesini istemez miydin?
Başkaları için yaşa, onların dikkatini çek demiyorum. Tabii ki kendin için yaşa ama yaşadığın onca ana dön bir bak sen bunca zamandır ne yapıyorsun?
Sevdiğim bir youtuber şey der mesela ben sizin için yapmıyorum bu videoları, bir gün çocuğumun bunları izleyeceğini düşünerek kendime iyi geldiği için yapıyorum.
Söylesene sen çocuklarına örnek olacak ne yaptın?
Sen düşün ben de o sırada bana göre cevaplayayım.
Ben hiçbir şey yapmadım.
Senelerce onu yapmak istiyorum, bunu yapmak istiyorum, şöyle bir insan olmak istiyorum diye çok konuştum, hayâller kurdum. Hâlâ da kurmaya devam ediyorum. Ama önemli olan hayâl kurmak değil onu herkes yapar. Önemli olan hayâli, hayata geçirebilmek. İz bırakmak bu oluyor zaten. Onca insanın içinden öne çıkmak. Hatta şeye benziyor bir soruyla binlerce insanın önüne geçersin ya bu da öyle bir şey işte bir adımla onlarca karakterin önüne geçersin. Belki bir değil birden fazla kez adın geçer o kitapta. Bir saniyeliğine değil de dakikalarca oynarsın o filmde.
"Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır." diye atasözümüz var. Ama işin en zor kısmı da o işe başlamaktır zaten.
Hayal kurmak kolaydır, eylem gerektirmez. Konuşmak kolaydır, fiziksel güç gerektirmez. Ama başlamak öyle değildir. Başlamak için ayağa kalkmak gerek, adım atmak gerek. Plan yapmak, hedefler koymak, bir şeylerle uğraşmak gerek. Sakin hayatına aksiyon katmak, tembellikten kurtulabilmek, konfor alanından çıkmak gerek.
Başlamak zor, başlamak çok zor...
"Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar:
Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir." -Tolstoy
Ordan burayı nasıl bağladın, onla bunun alakası ne diyeceksiniz, demeyin. Her şeyi olduğu gibi değil de biraz da dolambaçlı anlayın.
Yan anlam mı dersiniz, felsefi bakış açısı mı dersiniz, edebiyat mı dersiniz... Belki de başka bir şey dersiniz🤔
Burdaki yolculuktan kastımız illa başka bir yere gitmek değil. O başlamak istediğiniz şeyi yolculuk olarak ele alalım. Yolculuk yapan da sizsiniz. Düşünsenize yıllarca hayalini kurduğunuz şeyi aslında başarabilirsiniz. Belki sonuç güzel olmayacak ama denediniz. Adım attınız. İçinizde kalmadı. Sonucu güzel olsa da olmasa da gerçekleştirdiniz. Başardınız.
Geçen izlediğim filmde şöyle bir alıntı vardı. "İnsan iki şey için pişman olur şu dünyada. Bir yaptıkları şeyler için bir de yapamadığı şeyler için pişman olur. Eğer yaptığımız şey için pişman olursak o pişmanlık zamanla geçermiş ama yapamadığımız bir şey için pişman olursak o pişmanlık ölüm döşeğinde bile geçmezmiş." (Mandıra Filozofu İstanbul)
Şimdi söyler misin yapabilecek imkanın varken yapamadığın şeylere pişman olmak için çok kısa değil mi bu hayat?
İlerde mutlu olacağını bile bile şu an başlamayıp kendine eziyet ediyorsun ya, şu anın rahatlığını geleceğe tercih ediyorsun ya, sonra hiç mi üzülmeyeceksin buna?
Yorumlar
Yorum Gönder