Acısı Olanlar Şiir Yazar

 Bir yerde ya okudum ya da duydum emin değilim. Sadece acısı olanlar şiir yazar, diyordu. Anlamamıştım o zamanlar. Şimdi anlıyorum. 

 Mutlu insan anılarına odaklanır. Tekrar tekrar hatırlar, mutlu olur, umut dolu olur. Sonra tekrar hatırlar. Aslında unutmaz, her an her an hatırlar, bir döngüdür bu. 

 Oysa acılı insan öyle midir? Acı çekmiştir, bir kere üzülmüştür, hatırlamak istemez, unutmak da istemez, yaşamak istemez, ölmeye de gücü yetmez. Anlatmak ister. Var mıdır anlatabileceği, güvenebileceği biri? Onu yargılamayacak, konuştuktan sonra gidip başkasına anlatmayacak... 

Az önce okudum. Yunus Emre, konuşacak kimse bulamayınca derdini çiçeğe anlatmış. 

 Dün de şey görmüştüm. Yılmaz Erdoğan diyordu, yazar konuşabilse zaten yazar mıydı? 

 Gerçekten konuşabilse, derdini anlatabilse, rahatlasa, yazabilir miydi? 

 Bence yazamazdı çünkü söyleyemediklerini yazar zaten insan. Kendini yazar, kendi düşüncelerini yazar, kendi kurgusunu yazar, sevmediği, nefret ettiği şeyleri, yaşadığı olayları, yaşayamadıklarını birleştirir roman yapar, kendini de o romana yayar. Her karakterden vardır biraz kendisinde. 

 Anlatamaz. Şair olur, şiirler yazar. Söylemediklerini maniler yapar. Çok sevilir de söyledikleri, bir türlü anlaşılmaz içi. 

 Söyleyemez acılarını. Ozan olur, âşık olur.

 Anlatamaz derdini. Ressam olur, şarkıcı olur. 

Geçmez siniri. Polis olur, jandarma olur. 

Öfkelenir. Serseri olur, kavgacı olur. 

Bir insan mutluluğunu bu kadar çabuk paylaşır da üzüntüler acılar niye bu kadar zor paylaşılır? Dinlemek kolaydır da anlatmak neden bu kadar zordur? Yargılamak kolaydır da anlamak neden bu kadar zordur?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Platon-Devlet

Pilates Nasıl Ortaya Çıktı?

Anneler Gününün Hikayesi