Sosyal Medya Bizden Ne İstiyor?
İzlediğim belgeselde şöyle bir alıntı vardı: "Kalktığınızda telefonunuza tuvalete gitmeden önce mi yoksa tuvaletteyken mi bakıyorsunuz? Çünkü başka bir ihtimal söz konusu değil." Bu söz bana kısa bir aydınlatma yaşattı. Sonra düşündüm. Kalkar kalkmaz telefona, sosyal medyaya bakıyorduk. Gelen mesajlar, bildirimler, takipler, beğeniler... Bir bakmışız telefonda bir saat geçirmişiz bile. Kahvaltıya geçiyoruz telefon yanımızda, salona geçiyoruz telefon yanımızda, tuvalete gidiyoruz telefon yanımızda. Evden çıkıyoruz, ilk kontrol ettiğimiz şey telefon. Fotoğraf atıyoruz beğeni az oluyor üzülüyoruz, yorum az geliyor üzülüyoruz, biri kötü yorum atıyor, bizle dalga geçiyor üzülüyoruz, takipçi sayımız düşüyor, artmıyor üzülüyoruz ama bu kadar üzüntüye rağmen ondan vazgeçemiyoruz. Bu bana artık biraz mazoşistçe geliyor. Kendimizi üzmeyi seviyoruz. Hayır, hayır. Biz üzüntümüzü sosyal medyanın geçirebileceğine inanıyoruz. Her üzüldüğümüzde daha çok fotoğraf, video atıyoruz. Üzünt...